Mete Yarar: Korkuyu Tetikleyerek Kıyameti İsteyenlerin Sessiz Oyunu

Mete Yarar’ın sessiz oyununu keşfedin: Korkuyu tetikleyenlerin sahte kıyamet planları ve yanıtlarınız için kritik ipuçları.

Mete Yarar: Korkuyu Tetikleyerek Kıyameti İsteyenlerin Sessiz Oyunu
REKLAM ALANI
Yayınlama: 05.10.2025
Düzenleme: 10.10.2025 14:47
A+
A-

Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, güvenlik uzmanı ve yazar Mete Yarar’ın sözleriyle sadece bir okunabilirlik serüveni değil, bugün dünyanın karmaşık güvenlik dinamiklerini anlamaya yönelik bir pencere haline geldi. Yarar, “Mesih-Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak” adlı eserini nasıl yazmaya karar verdiğini, bölgedeki müdahale ve çatışma dinamiklerini kendi gözlemleriyle nasıl ilişkilendirdiğini çarpıcı örneklerle paylaştı. İlk elden aktarılan bu hikâye, sadece bir kitap tanıtımı değil, küresel politikaların bireyler üzerinde nasıl etkiler yarattığına dair derin bir düşünce yürüyüşüne dönüştü.

Jetonun düşmesi anı olarak nitelendirdiği, bir anın karar anına dönüşmesi, Yarar’ın bakış açısını netleştirdi. Fırat Kalkanı harekâtı sonrası bölgede karşılaştığı bir Amerikalı eski özel kuvvetler mensubunun sözleriyle kendi sorularını yeniden çerçevelenmesi, imgelemi güçlendirdi ve kitabın merkezine oturan soru işaretlerini büyüttü: “Bu topraklar bizim için kutsal mı yoksa kendi çağrılarımız mı bu topraklarda şekillenen kaderi belirliyor?” Bu diyaloglar, bir yandan güvenlik perspektifini zenginleştirirken diğer yandan okuyucuyu da olaylar arasındaki ince çizgiyi görmeye çağırdı.

İsa Mesih’in gelişi konusunun, binlerce yıl süren dini ve politik ritüellerle nasıl yeniden yorumlandığı da fuar boyunca gündemdeydi. Yarar, 2000’li yıllara uzanan zaman diliminde “milenyum” çağrısının aslında Mesih’in gelişine işaret eden bir sembol olarak ortaya çıktığını söyledi. İnsanların bu döneme ad verirken, gerçekte hangi gelişmelere işaret ettiğini anlamak için tarihsel ve coğrafi bağlamı bir arada okumak gerektiğini vurguladı. Kitabı yazarken rastlantısal görülen bulgular bile, günümüz dünyasında karşı karşıya olduğumuz kaosun mimarisini çözmeye katkı sağladı.

Kaos ve kıyamet temaları üzerine tartışmalar, canlı yayınlanan katliamların dayanılmaz gerçekliğini de tartışmaya açtı. Yarar, “Dünyanın dört bir yanındaki toplumlar bu tür olayları nasıl izliyor ve nasıl anlamlandırıyor?” sorusunu sorarken, Tanrı’yı kıyamete zorlamanın arkasında yatan psikolojik ve ideolojik mekanizmaları irdeliyor. Koalisyon kavramının, ya da siyasi güçlerin bir araya gelerek kaosu derinleştirme stratejisinin, kimlikler ve inançlar üzerinde nasıl sonuçlar doğurduğu üzerinde duruyor. Bu bağlamda, bireyler ve toplumlar ne kadar hazırlıklı? sorusu öne çıkıyor.

Mescid-i Aksa ve gelecek projeksiyonu başlığı altında Yarar, Mescid-i Aksa’nın sembolik ve stratejik önemini yeniden vurguluyor. “Mescid-i Aksa yıkılmaz” diye düşünülse de, onun etrafında yükselen politik söylemler ve bu söylemlerin olası sonuçları kolayca hafife alınmamalı. Yazar, bu konudaki tartışmaların kaçınılmaz bir risk oluşturduğunu ve gerilimlerin tırmanması halinde bölgede hangi sonuçların doğabileceğini değerlendirirken, olayların yalnızca dini bir çatışmayla sınırlı kalmayacağını belirtir. Bu bölüm, okuyucuyu yalnızca bir kurguya değil, kendi inançları ve kimlikleriyle hesaplaşmaya davet eder.

Fuarda Mete Yarar’a yöneltilen sorular da konunun çok yönlü doğasının bir göstergesiydi. Katılımcılar, Mesih’in gelişi, Mescid-i Aksa ve küresel politikaların getirileri arasındaki ilişkiyi daha net anlamak istediler. Yarar, bu sorulara cevap verirken, insanlığın karşı karşıya olduğu çatışmaların kökenlerini, gündelik yaşama yansıyan etkilerini ve bu etkilerin geleceğe dair öngörüleri nasıl şekillendirdiğini aktardı. Hatta sohbeti, okuyucuların kendi hayatlarında güvenlik ve ihmal arasındaki ince çizgiyi fark etmesini teşvik eden bir diyalog zeminine dönüştü.

Sonuç olarak, fuarın sonunda Mete Yarar, sadece bir kitabın yazarı olarak değil, günümüz dünyasında güvenlik ve politik dinamikler üzerinde düşünen bir analizci olarak anıldı. Katılımcılar, onun yorumlarından hareketle kendi çevrelerindeki olayları daha eleştirel bir şekilde okumaya, aklıyla duygusu arasındaki dengenin nasıl kurulacağını düşünmeye davet edildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu tür düşünce ve paylaşım platformlarını desteklemesi, halkın ufkunu genişletme arzusunun somut bir göstergesi olarak öne çıktı. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA).

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.