İstanbullu sanatseverleri bir araya getiren, modern dokunuşlarla dolu Contemporary Istanbul 20. Edisyonu; Tersane İstanbul’da 54.320 izleyiciyle buluştu, sanata hareket kattı.
Türkiye’nin önde gelen uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul, Akbank ana partnerliğinde 24–28 Eylül tarihleri arasında Tersane İstanbul’da 20. edisyonunu kutladı. Bu yıl fuarda 16 ülkeden 52 galeri, 579 sanatçı ve 931 eser yer alırken ziyaretçi sayısı 54.320 olarak kayda geçti. Açılış resepsiyonunda Ali Güreli’nin yönettiği konuşmalar, fuarın yalnızca bir sergi mekânı olmadığını, aynı zamanda İstanbul’u çok yönlü bir uluslararası kültür merkezi haline getiren dinamik bir platform olduğunu gösterdi.
20 yıl boyunca sürdürülen uluslararası standartlar ve kültürel etkileşim hedefleri doğrultusunda CI, fuarın kapanışında da varlığını sürdürmeyi başardı. Bu çerçevede, koleksiyonculardan sanatçılara, galerilere ve kurumlara kadar geniş bir ekosistemi bir araya getirerek, sanat ve teknoloji etrafında gelişecek tartışmalar için sürekli bir zemin oluşturdu. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli’nin ifadeleri bu vizyonu net biçimde özetledi: “CI yalnızca bir fuar değil; İstanbul’u küresel bir merkez haline getiren dinamik bir kültür platformudur.”
Bu 20. edisyon, sanat dünyasının pek çok önemli isminin eserlerini Türkiye’de ilk kez görme fırsatı sunması açısından da dikkat çekti. Canan Tolon, Tony Cragg, George Condo, Takashi Murakami gibi isimlerin eserleri, ziyaretçilere Türkiye’deki sanatsal üretimin global dinamizmiyle nasıl bütünleştiğini gösterdi. Aynı zamanda, Thus ve Tracey Emin gibi isimler Türkiye’deki ilk deneyimlerini Contemporary Istanbul üzerinden paylaştılar. Fuarda ayrıca Erol Akyavaş ve Burhan Doğançay gibi Türk sanatı için kilometre taşları olan isimlerin eserlerine de ev sahipliği yapıldı.
Etkinliklerin çok katmanlı yapısı fuarın kalbinde yer alırken, CIF Dialogues 2025 kapsamında İstanbul ve sanatın değişen yönleri üzerine konuşmalar yürütüldü. Sarp Kerem Yavuz küratörlüğünde iki gün süren program, jeopolitik istikrarsızlıklar, dijital dönüşüm ve toplumsal paradigmalar ışığında sanat kurumlarının yeniden şekillenmesini tartıştı. Bu sayede katılımcılar, izleyicilerin değişen algılarını ve sanatın toplumsal rolünü derinlemesine düşünme fırsatı yakaladılar. Ayrıca Judy Chicago’nun What If Women Ruled the World? adlı eseri, Contemporary Istanbul Vakfı ve Tersane İstanbul iş birliğiyle ilk kez Türkiye’de sergilenerek, izleyicilere kadın perspektifinin sanatsal üretimde nasıl bir merkeziliğe sahip olduğunu düşündürdü.
Uluslararası katılımın büyüleyici çeşitliliği CI 20, Focus America bölümüyle Amerika çağdaş sanat sahnesine odaklandığı gibi Leila Heller Gallery ile Amanita, Revolver Galería, Pontone / Friedrichs Pontone ve Heft Gallery gibi önde gelen galerilerin Türkiye’de ilk kez ağırlandığı bir platforma dönüştü. Bu bağlamda, fuarda yer alan galeriler ve sanatçılar, dünya çapında izleyiciye ulaşmanın yanı sıra yerel izleyiciyi küresel bir tartışmaya taşıdı. Ayrıca, SIGG Sanat Vakfı Koleksiyon Seçkisi kapsamında Jean-Baptiste Vanmour, Louisa Gagliardi, Korakrit Arunanondchai gibi isimlerin eserleri sergilenerek, dijital ile analogun dayanışmasını ve kuşaklar arası sanatsal diyalogları sahneledi.
Çevresel ve sosyal sorumluluk odaklı çalışmalar fuarda yalnızca sanat üretimi değil, sosyal sorumluluk projeleri de ön plana çıktı. Contemporary Istanbul Vakfı’nın desteklediği eğitim programları kapsamında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi öğrencileri 6 kişilik gruplarla fuarı deneyimledi. Akbank Sanat, 20. edisyon özelinde yürütülen Öğrenme Programı ile 240 genç sanatçı adayı için ücretsiz katılım sağladı. Bu tür programlar, gençlerin sanatla bağ kurmasını kolaylaştırırken, gelecek vadeden bir üretim ekosisteminin de temellerini attı.
Kültürel köprüler ve kurumsal iş birlikleri İspanya Büyükelçiliği ile kurulan ortak çalışmalar, Villa del Arte Galleries, Pedro Cera ve 1 Mira Madrid gibi İspanya merkezli galerileri Türkiye izleyicisiyle buluşturarak iki ülke arasında kültürel diyalogun güçlenmesini sağladı. BMW Group iş birliğiyle gerçekleştirilen özel söyleşiler ve Art Car projeleri, teknolojik ve sanatsal üretimin birleştiği bir alan yaratarak ziyaretçileri etkileyici bir deneyime davet etti. Ayrıca Tosyalı Holding ve Lüfti Şirketler Grubu’nun partner olarak desteklediği projeler, sürdürülebilirlik ve ileri dönüşüm felsefesini sanatsal üretimle buluşturdu. Bu kapsamda, neominimalist yaklaşımlarla üretilen eserler ve yeşil çelik vizyonunu yansıtan çalışmalar, fuarın görsel ve kavramsal zenginliğini artırdı.
İzleyici deneyimini zenginleştiren hareketlilik Karaköy, Kabataş, Beşiktaş ve Kadıköy iskelelerinden Tersane İstanbul’a gerçekleştirilen ücretsiz yolculuklar, İstanbul’un tarihi dokusunu fuar deneyimiyle bütünleştirdi. Böylece şehir içi ulaşımın kolaylaşması, ziyaretçilerin sergileri daha hızlı ve keyifli bir şekilde keşfetmesini sağladı. 2200’den fazla üniversite öğrencisinin ücretsiz katılımı, genç izleyicilerin çağdaş sanata yaklaşımı konusunda önemli bir adımı temsil etti. Ziyaretçiler ayrıca The Peninsula Istanbul, The Marmara Group ve Mudo Concept gibi sponsorluk partnerlerinin sunduğu deneyimlerle fuarın renkli ve kapsayıcı atmosferine dahil oldular.
Geleneksel ve dijitalin kesişiminde inovatif prodüksiyonlar CI 20’de ION, LEGO Türkiye’nin “Bu, Kızların Eseri” çalışması ve Neuroflux gibi projeler, katılımcılar için fiziksel ve dijital mekânlar arasında akışkan bir deneyim sundu. LEGO’nun bu projesi, kız çocuklarının yaratıcılıklarını güçlendirirken, toplumun yaratıcı potansiyelinin her kesimden insana açık olduğunun altını çizdi. Trendyol Sanat’ın küratörlüğünde GLOBART ile birlikte yürütülen Neon ve ışıkla etkileşen projeler, izleyicileri bireysel algı ile kolektif varoluş arasında bir yolculuğa çıkarırken, Miles&Smiles programı ise kurumsal değerlerle sanatsal estetiğin nasıl iç içe geçebileceğini gösterdi. Bu birleşim, fuarın yalnızca bir galeriler buluşması olmadığını, aynı zamanda şehir hayatını, ulaşımı ve ticari/institutional yapıları bir araya getirerek bir yaşam tarzı deneyimi sunduğunu gösterdi.
Sonuç olarak Contemporary Istanbul 20. edisyonu, sadece eserlerin sergilendiği bir fuar olmaktan çıkıp, uluslararası sanat sahnesinin Türkiye ile kurduğu ilişkinin güçlendiği, genç izleyicilere ulaşan, iş dünyası ve sivil toplumla derinleşen bir kültür deneyimine dönüştü. Ziyaretçiler, sanatın toplumsal değişim ve iletişim aracı olarak nasıl işlediğini, kent hafızasıyla nasıl bir diyalog kurduğunu ve küresel akışlarla nasıl entegre olduğunu deneyimledi. Bu dinamik yapı, İstanbul’un bugün ve yarın için sanatı birleştiren merkezi konumunu pekiştirdi.