Çatalhöyük’ün gölgesinde, belleğin izleriyle yükselen bu Neolitik şehir sürprizlerini keşfet: ön büyüsü, dokular, sırlar ve unutulmaz anlar.
Çatalhöyük, insanlık tarihinin derinliklerinden gelen bir ışık hüzmesi gibidir. Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliğinde açılan “Belleğin İzi: Neolitik Kent Çatalhöyük” sergisi, ziyaretçilerini sadece bir sergi alanına değil, binlerce yıl öncesine uzanan bir yolculuğa davet ediyor. Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nin zarif mekânında kurulan bu sergi, duvar resimlerinden günlük objelere, betimlemelerden yazıtlara uzanan geniş bir arşivi gün yüzüne çıkarıyor. Sadece görsel bir şölen değil; arkeolojik buluntuların ışığında insanlığın nasıl bir yaşam sürdüğüne dair derin bir düşünce alanı sunuyor.
Etkinliğin açılışı, alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşti. Küratör Siret Uyanık’ın yönlendirdiği konuşmalarda, serginin bir ören yerinde düzenlenmesiyle gelenekselle modernizmin nasıl bir araya geldiği üzerinde duruldu. Uyanık, “Bu mekânda düzenlenen bir serginin hissi, ziyaretçiyi geçmişin içinden gelen bir sesle karşılıyor gibi” diyerek, serginin mekânsal deneyimini vurguladı. Böylesi bir kurgu, ziyaretçilerin yalnızca görsel bir deneyim yaşamasını engelliyor; aynı zamanda neolitik döneme ait üretim süreçlerini, günlük yaşamı ve ritüelleri daha derinlemesine anlama imkanı tanıyor.
“9.500 YILI KİTİMLERİ SİZLERİN ESERLERİ İLE BUGÜNE TAŞIYORUZ” ifadesiyle başlayan konuşmada, Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, ziyaretçilerin eserlerle kurduğu diyalogun ehemmiyetine dikkat çekti. Bu sergi yalnızca bir sergi değildir; kent hafızasının canlı bir bölümüdür. Ziyaretçiler, taşınan zaman dilimlerinde, avcı-toplayıcı toplulukların yaşam pratiklerini, mahalle düzlemindeki günlük rutinlerini ve inşa ettikleri evlerin nasıl bir sanatla donatıldığını adım adım hissedebilirler. Bu deneyim, geçmiş ile bugün arasında kurulan duygusal bir köprü olarak öne çıkar.
“SERGİNİN BÖYLE BİR MEKÂNDA DÜZENLENİYOR OLMASI AYRI BİR ANLAM TAŞIYOR” diyen akademisyen ve ressam Hasan Pekmezci, serginin iç mekânında sunulan betimlemelerin, yazının ötesinde bir ifade dili kurduğunu vurguladı. Uygarlık yazısı sadece yazı değildir; her bir çizgi, her bir figür, bir anlatı aracıdır. Bu yönüyle sergi, ziyaretçilere geçmişin dilini, bugünle konuşan bir sadelikte aktarır. Anadolu’nun zengin arkeolojik ekosistemi, bu betimlemelerle bir kez daha öne çıkar; insanlık tarihinin başlangıcına dair sorulara yeni yanıtlar üretir. Ziyaretçiler, bu mekanda kendi yerini bulurken, yurdundaki mirasla bir bağ kurmanın heyecanını yaşar.
Görsellerin ve tasvirlerin büyülü etkisi, Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin duvar resimlerinden ilham alınarak tasarlanmış bir sergi düzeniyle pekiştirildi. Çok amaçlı salonlarda kurulan sergi, ziyaretçileri adeta bir açık hava arkeoloji alanına götüren bir narratif kuruyor. Duvarlarda yer alan figürler ve motifler, sadece tarihi birer kanıt değildir; aynı zamanda geçmişin estetik tercihleriyle bugünümüz arasındaki diyalogun da kanıtıdır. Bu diyalog, gelenek ile yeniliğin aynı anda var olabileceğini gösterir.
Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nin misyonu bu sergiyle daha da güçleniyor. Ziyaretçiler, bir yandan merkezin konforlu mekânlarında gezinti yaparken diğer yandan, ziyaret pistlerinde yer alan etkileşimli unsurlarla Neolitik döneme dair kavramları pekiştirirler. Sınırları aşan bir keşif yolculuğu: arkeolojik buluntuların yanı sıra, günümüz müzecilik anlayışının dinamikleriyle de tanışılır. Sergi 20 Ekim’e kadar açık kalacak ve Konya’nın kültürel zenginliğini herkes için erişilebilir kılmayı amaçlıyor.
Kaynaklar ve hikâye akışı, Beyaz Haber Ajansı’nın tarafsız haberciliğiyle desteklenirken, serginin kent hafızasına kazandırdığı değer, sadece yerel değil, uluslararası dillere de hitap ediyor. Bu deneyim, geçmişin sesini duymak isteyen her ziyaretçinin hayatında, uzun yıllar boyunca hatırlanacak bir iz bırakacaktır.