Caşın: Türkiye’nin demokratik, laik ve hukuk devleti olma iddiasını ilham veren bağımsızlık manifestosuyla öne çıkaran, düşündüren ve harekete çağıran bir vizyon.
Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştirilen söyleşi, yalnızca güncel politik konuları irdelemekle kalmayıp, Türkiye’nin küresel arenadaki konumunu ve bölgesel dinamiklerle etkileşimini derinlemesine ele aldı. Akademisyen Mesut Hakkı Caşın, katılımcılarla yaptığı konuşmada, Avrupa ve Ortadoğu savaş ikliminin Türkiye üzerindeki etkilerini sade ve anlaşılır bir dille ortaya koydu. Konuşmanın ana teması, demokratik laik bir Türkiye’nin uluslararası arenadaki mücadelesi ve kendi iç dinamiklerini güçlendirme çabaları etrafında şekillendi. “Türkiye, etrafındaki cadı kazanına rağmen demokratik, laik ve hukuk devletidir” sözleriyle başlayan söyleşi, aslında ülkenin karşılaştığı zorlukları yalnızca savunma perspektifinden değil, siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık ve kültürel kimlik üzerinde de düşündürücü bir çerçeveye taşıdı. Bu bağlamda, fuar alanında toplanan okurlar, Türkiye’nin stratejikaktörlerini ve dünyanın değişken güç dengelerini anlamaya yönelik bir yolculuğa davet edildi.
Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Caşın, slayt gösterisiyle katılımcıları interaktif bir seyir üzerine çekti ve konuşmanın akışını onların soruları ve gözlemleriyle zenginleştirdi. Siyasi sahnedeki mevcut tansiyon ve savaş riskleri, izleyicilerin dikkatli bir analize tabi tutuldu. “Savaşı geniş bir alana yayma ihtimali” gibi öngörüler, jeopolitik gerilimlerin nasıl küresel bir etkileşim ağında şekillendiğine dair ipuçları sundu. Bu bölümde öne çıkan nokta, askeri savunma sanayindeki hızlı dönüşümün yalnızca teknik bir başarı olarak değil, aynı zamanda güvenlik ve bağımsızlık kavramlarının yeniden tanımlanması açısından da bir dönüm noktası olduğudur.
Savunma Sanayinde Devrim başlığı altında ele alınan konular, Türkiye’nin teknolojik kapasitesinin nasıl evrildiğini gösterdi. Caşın, “Tanklardan SİHA’lara, robotik sistemlerden hava savunma mekanizmalarına kadar” uzanan geniş bir yelpazede atılan adımları öne çıkarırken, Milli üretimin ve ihracatın bölgesel güç dengelerini nasıl etkilediğini de vurgu yaptı. Türkiye’nin yakın geçmişteki savunma sanayi projelerinin, sadece askeri alanda değil, mühendislik ve altyapı alanlarında da yaratıcı bir itici kuvvet sunduğu belirtildi. Katılımcılar arasında yer alan genç mühendisler ve iş insanları için bu vurgu, yerli üretimin uluslararası rekabetteki önemi konusunda ilham verici bir mesaj içeriyordu.
Toplantının sonunda, Caşın’ın vurguladığı bir diğer önemli nokta ise, uluslararası ticaret savaşlarının ve bölgesel çatışmaların Türkiye’nin iç politikasına yansıyan etkileriydi. Rusya, Çİn ve Amerika arasındaki ticari gerilimlerinin karmaşık dokusunu örnekleyen söyleşi, dinleyicilere İsrail ve Ortadoğu’daki gelişmelerin bölgesel dengeleri nasıl değiştirebileceğini düşündürdü. Ancak konuşmanın en güçlü mesajlarından biri, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinde sağlam kalabilmesi için savunma sanayinin insan kaynağı ve akademik kapasitesiyle desteklenmesi gerektiğiydi. Caşın’a göre, uluslararası baskılar karşısında dayanıklılık , ancak nitelikli insan kaynağı ve disperse üretim ağlarıyla mümkün olabilir.
Vurgu yapılan bir diğer konu ise “savunma sanayindeki devrim”in toplumsal ve ekonomik etkileri. Türkiye’deki mühendislik ve teknik kadroların büyüklüğü, İtalya ve diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde bile, ülkenin bu alanda birer dünya markası haline gelme potansiyelini ortaya koyuyor. Katılımcılar, yerli tasarım ve üretimin uluslararası pazarlara açılımının, aynı zamanda sivil teknolojilere ve inovasyona katkı sağlayacağını tartıştı. Söyleşinin sonunda, etkinlik organizatörleri ve belediye yetkilileri, genç kuşakların Türkiye’nin çok yönlü güçleniş sürecine daha fazla dahil edilmesi gerekliliğini işaret etti.