90’lardan Beri Halıdayız: Salt Beyoğlu’nda Ziyarete Açılan Büyüleyici Sergi

90’lardan beri Halıydayız: Salt Beyoğlu’nda açılan büyüleyici sergiyi keşfe çıkın; nostalji ve modern dokunuşlar bir arada, ziyarette kalbiniz ısınacak.

90’lardan Beri Halıdayız: Salt Beyoğlu’nda Ziyarete Açılan Büyüleyici Sergi
REKLAM ALANI
Yayınlama: 22.09.2025
Düzenleme: 10.10.2025 14:47
A+
A-

Salt tarafından kurulan Salt Beyoğlu’da sergilenmeye hazırlanan 90’lardan Beri Halı’dayız sergisi, yalnızca bir sergi olayını değil, İstanbul’un güncel sanat sahnesindeki uzun soluklu bir üretim geleneğini de gün yüzüne çıkarıyor. Halı Atölyesi’nin köklü pedagojik yaklaşımı, yalnızca dokuma tekniklerini aktarmaktan ibaret değildir; o, herkesin katılımına açık bir öğrenme alanı kurmayı hedefler. Bu alan, öğrencileri, sanatçıları, misafirleri ve kültür emekçilerini aynı masa etrafında buluşturur; sobalarda kırılan gelenekselliklerin yerini, sokağın sesleriyle iç içe geçmiş bir üretim ritmi alır.

1990’ların başında Özdemir Altan’ın girişimleriyle başlayan halı dokuma atölyesi, Zekai Ormancı’nın yönetiminde bir can bulur ve zamanla okulun koridorlarından İstanbul’un bağımsız sanat pratiklerine uzanan bir hareketin parçası olur. Bu hareket, akademinin cinsiyetçi ve hiyerarşik yapısını sarsar; atölye, disiplinler arası işbirlikleriyle çeşitlenen bir ekosistem kurar. Gülçin Aksoy’un 1992 yılında Halı Atölyesi’ne katılması ve öğrencileriyle kurduğu dinamik, atölyeyi sadece bir derslikten çıkartan, düşünce ve beden arasındaki sınırları kaldıran bir sahneye dönüştürür. Aksoy’un “Bir halıyı da dokuyabilirsiniz, bir fikri de” yaklaşımı, geleneksel dokuma pratiğini performansla, gündelik yaşamla ve konuşma biçimleriyle iç içe geçirir.

Halı Atölyesi’nin üretim modeli, yalnızca malzeme veya teknik üzerinden şekillenmez; aynı zamanda uzun vadeli düşünce ve iletişim ağlarını kuran bir düşünsel pratiktir. Atölye, 2000’li yıllarda İstanbul’daki bağımsız sanat inisiyatifleriyle, feminist çevrelerle ve disiplinlerarası kolektiflerle kurduğu bağları güçlendirir. Burada üretilen işler, yalnızca estetik bir tabloya dönüşmekle kalmaz; ataerkil sistemlere, kurumların bürokratik yapılarına ve estetik algılarına karşı bir eleştiri, bir arayış ve bir dayanışma biçimi olarak tezahür eder. Atölye, “sokağı dışlamayan” bir yaklaşımı benimseyerek, günlük yaşamın bir parçası olan küçücük çatlaklarda bile yaratıcı direnişi büyütür.

Geleneksel halı dokuma ile güncel sanat arasındaki köprü, atölyenin çalışma biçimini çarpıcı bir şekilde anlatır. Dokuma ipliği, sadece bir malzeme değildir; bir simgesel dil olarak işlev görür. İplik, atkı ve çözgü kavramları üzerinden kavramsal açılımlar üretilir; kelimeler ve sesler dokuma sürecine dahil edilerek çok katmanlı bir anlatı kurulabilir. Öğrenciler ve öğretmenler, ortak üretim sırasında birbirlerini dinler, fikirleriyle zemin yapar ve ortaya çıkan sonuçlar pek çok araçla yayılarak kamuya açılır.

90’lardan Beri Halı’dayız sergisi, Halı Atölyesi’nin yıllar içindeki birikimini görünür kılar. Atölye geçmişten bugüne uzanan bir tarih olarak, bireylerin ve kolektiflerin ortak el emeğini bir araya getirir; kuşaklar arası üretim akrabalığını vurgular. Sergi, bu akrabalığın izlerini sürerken, geçmişteki projelerin, arşiv malzemelerinin ve tanıklıkların yeni bir kolaj halinde nasıl bir araya geldiğini gözler önüne serer.

Etkinlik takvimi ve katılım açısından sergi dönemi, sadece görsel bir deneyim sunmaz; zengin bir paralel program akışına sahip olur. 1 Ekim Çarşamba günü Salt Beyoğlu’nda başlayacak olan performanslar ve atölye çalışmalarının yayıldığı bir programa dönüştüğü bu süreç, ziyaretçilere yalnızca bir sergiyi görmekten öte, atölyenin düşünce ve üretim süreçlerine tanıklık etme imkanı verir. Serginin açılışıyla başlayan ve 1 Mart 2026’ya dek açık kalacak olan alan, ziyaretçilere Halı Atölyesi’nin yıllara yayılan pratiklerini derinlemesine anlama olanakları sağlar.

Kaynaklar ve destekçiler alanında Spot Projects ile başlayan işbirlikleri, Türk Tuborg A.Ş., Asya International Movers, Bankerhan Hotel, Eureko Sigorta ve Jotun Boya gibi kurumların katkılarıyla güç kazanır. Bu destekler, serginin üretimini ve yayılabilirliğini artırırken, Halı Atölyesi’nin dayanışma ağı ve toplumsal etkisini büyütür. Ayrıca, serginin ziyaretçi deneyimini zenginleştirmek amacıyla birçok teknik ve idari ekip çalışır: içerik üretiminden çeviriye, video kurgu ve tasarımından iletişime kadar geniş bir ekip, serginin her aşamasını dikkatle yürütür.

İçerik derinliği ve dil, serginin metinsel arka planını güçlendiren çalışmalardan oluşur. Serginin adının çıkış noktası, Duygu Sabancılar’ın gördüğü bir rüya; bu rüya, halı ve fikir kavramlarını tek bir bez üzerinde birleştiren bir görsele dönüşür. Geleneksel bir sembol olan halının, özgür ve çoksesli bir sanat pratiğine nasıl dönüştüğünü sürdürmek amacıyla pankart olarak kullanılması, yeniden yorumlanabilir bir hafıza üretir.

Notlar: Serginin içeriği ve programı, Halı Atölyesi’nin uzun soluklu üretim pratiğini öne çıkarır. Bu çerçeve, kentteki değişimlere tepkileri, alternatif eğitim modellerini ve toplumsal üretim biçimlerini bir araya getirir. Ziyaretçiler, dokuma ve performans arasındaki sınırı yıkmanın ötesinde, pratiklerin nasıl birer düşünce üretimine dönüştüğünü deneyimleyebilirler.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.